MİLLİYET’te Mehmet Tezkan yazana kadar bu işin farkına varmamıştım. Bunu bir özeleştiriolarak kabul edin lütfen. Her gün sadece meraktan değil, işi için gazete okuyan biri olarakbunu fark etmemiş olmaktan utandığımı söylemek zorundayım.
Van’da kaçan hayvanlarını takip etmek için yanlışlıkla sınırı geçen Türkiye Cumhuriyetivatandaşı köylülere İran askerleri ateş açmış: Bir ölü, bir yaralı, bir kayıp!
Bir yılda bu nedenle İran askerleri tarafından öldürülen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 20!
İran ile aramızda bir sınır ihtilafı yok! Yüzlerce yıldan beri, böyle bir sorunumuz yok.
O bölgede sınır dediğimiz şey, haritadaki gibi kırmızı çizgiler ile işaretlenmiş de değil.Kırmızı çizgi nereden geçiyor, bunu bilmek cebinizde bir GPS cihazı yoksa mümkün dedeğil.
Ve gariban köylüler var. Tek servetleri üç-beş koyundan, keçiden oluşan, onlardansağladıkları üç-beş kuruş ile yaşamak ve çocuklarını büyütmek durumunda olan köylüler.
Sınırı geçtiklerinde onlara “Sınırı geçtiniz, hadi keçinizi alın da gidin” demek, bir devletin egemenlik haklarını yok edecek bir şey de değil. Keçi, koyun bu! Sınır ne demek, neredenbilsin?
Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümeti de bu konuda suspus!
Ahmedinejad sinirlenmesin diye olsa gerek!
Hadi tazminat istemeyi filan bir kenara bırakıyorum. “Arı gibi” oradan oraya uçup duranDışişleri Bakanı, neden İranlı muhataplarını arayıp da bu işe bir son verdirmiyor?
Türklerin cesetlerinin değerli olması için kurşunların mutlaka İsrail’den gelmesi migerekiyor?
Mehmet M. YILMAZ,15.12.2010,HÜRRİYET
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder