Blog Listem

19 Aralık 2010 Pazar

The iki dil...

Kanyon:

Mhacka, Chakra, Macrocenter, W, Sushico, Bally, Bashqua, Scabal, Haaz, Mom-to-be, Flower... “Allahım nerdeyim ben?” diye düşünüyordum ki, “Mars” Cinema yazıyor!



*
Yasai katsu curry
Ebi Raisukaree
Yaki Udon
Moyashi soba.
*
Nedir bunlar?
“Karateci” diyenler, yanıldı.
Mönü bu.
Pilav, tavuk, kabak filan.
*
İstinye Park:
N’fes büfe, Ta-Ze, Coquet, Hat Quarters, House Cafe, Milimetric, Anatolian Arts, Tırtıl Kids,Topal Exclusive, Osmani, Biletix, Mania... Şeytan diyor, gir içeri “How much?” diye sor.
*
- Buyrun...
- Kahve lütfen.
- Espresso, decaffeinate, cappucino, latte macchiato, cafe au lait, hot chocolate?
- Türk kahvesi yok mu?
- Maalesef...
- Su alayım o zaman.
- Normal mi, Pellegrino mu?
- Dizel olsun!
*
Ankara Cepa:
X-Side, Assortie, Pırlant, En Plus, Decorium, Medilife, Can Can Garage, Dryman...Advantage Platinum’u yanınıza almayı unuttuysanız, sıkmayın canınızı, Mastercard Gold’laödersiniz artık... Başbakanımızın kankası, sponsor Remzi’nin mağazası da var, Ramsey.
*
Canım fast food çekti, çevirdim bi taksi, kapısında Yellow Taxi yazıyor, bindim, radyoda Joy FM açık, şoför baktı ki bende Türk tipi var, Power Türk’e çevirdi, öndeki arabanın arkacamına yapıştırmışlar, baby on board, neyse geldik, ağız alışkanlığı tabii “Thank youbirader” dedim, “Okey abi” dedi.
*
Kelebekia, Aqua, Avangarden, Realty World, Pelican, Exen, My World, Incity, Kentplus, Uphill Court, Fibalife, Sunflower, Antrium, Millenium, Elysium, Bosphorus, Riverside,Residence filan... Gaziantep olmuş Antepia! Maraşium’la Urfaqua yakındır.
*
Ankara Kent Park:
Prestige Sinema, Tobacco Shop, Kuki House, Burger Story, Timboo Cafe, Most Life Club...Pantolonu yıkatıyorsun Dry World, kaportayı yıkatıyorsun Oto Hammam.
*
BDP’liler “Biz bundan sonra market, manav, lokanta etiketlerimizi Kürtçe yazacağız” dedi,ortalık ayağa kalktı.
*
Sordum Kürt arkadaşlarıma, “Ew hurme ki tu duxi, rojek be te buxurine” deniyormuş...“Zamanında yenen hurmalar, gün gelir tırmalar” yani!

Yılmaz ÖZDİL,19.12.2010,HÜRRİYET

15 Aralık 2010 Çarşamba

Kan Revan İçindeyim

Onlar da TC vatandaşıydı

MİLLİYET’te Mehmet Tezkan yazana kadar bu işin farkına varmamıştım. Bunu bir özeleştiriolarak kabul edin lütfen. Her gün sadece meraktan değil, işi için gazete okuyan biri olarakbunu fark etmemiş olmaktan utandığımı söylemek zorundayım.
Van’da kaçan hayvanlarını takip etmek için yanlışlıkla sınırı geçen Türkiye Cumhuriyetivatandaşı köylülere İran askerleri ateş açmış: Bir ölü, bir yaralı, bir kayıp!
Bir yılda bu nedenle İran askerleri tarafından öldürülen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 20!
İran ile aramızda bir sınır ihtilafı yok! Yüzlerce yıldan beri, böyle bir sorunumuz yok.
O bölgede sınır dediğimiz şey, haritadaki gibi kırmızı çizgiler ile işaretlenmiş de değil.Kırmızı çizgi nereden geçiyor, bunu bilmek cebinizde bir GPS cihazı yoksa mümkün dedeğil.
Ve gariban köylüler var. Tek servetleri üç-beş koyundan, keçiden oluşan, onlardansağladıkları üç-beş kuruş ile yaşamak ve çocuklarını büyütmek durumunda olan köylüler.
Sınırı geçtiklerinde onlara “Sınırı geçtiniz, hadi keçinizi alın da gidin” demek, bir devletin egemenlik haklarını yok edecek bir şey de değil. Keçi, koyun bu! Sınır ne demek, neredenbilsin?
Ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümeti de bu konuda suspus!
Ahmedinejad sinirlenmesin diye olsa gerek!
Hadi tazminat istemeyi filan bir kenara bırakıyorum. “Arı gibi” oradan oraya uçup duranDışişleri Bakanı, neden İranlı muhataplarını arayıp da bu işe bir son verdirmiyor?
Türklerin cesetlerinin değerli olması için kurşunların mutlaka İsrail’den gelmesi migerekiyor?


                               Mehmet M. YILMAZ,15.12.2010,HÜRRİYET

14 Aralık 2010 Salı

Gençlik insanın başına hayatta bi kere gelir...




Hazır ortalık sakinledi...

Sakin sakin konuşalım.



*
59 yaşındaki YÖK Başkanı, koltuğa oturur oturmaz, ilk iş
ne yaptı biliyor musunuz?
*
Motosiklet aldı.
*
İçinde ukteymiş.
*
Çünkü, sağ-sol, ideoloji meselesi filan değildir aslında yaşananlar... “Gençliğini yaşayamamış insanlar” tarafından yönetiliyor Türkiye... Gençleri anlamama sebepleri bu.
*
Hani, üniversite yıllarından suratını hayal meyal hatırladığınız, varlığıyla yokluğu bir,hafızanızı zorlasanız bile ismini çıkaramadığınız tipler vardır ya... İşte onlar yönetiyor.
*
Elbette onlar da 20 yaşında, 25 yaşında oldular, ama, hiç genç olmadılar. Vazgeçtikkafelerde yan yana oturup laflamayı, fakülte kantininde bile kızlı-erkekli ortamlarda bulunmadılar.
*
Gençliğin adeta uzvudur mesela, gitar... Ne kadar uzak onlara... Plajda yakılan romantik bir ateşin etrafı, dağcılık kulübünün kurduğu kampın çadırı, amfide şamata, kampustaki şenlikte mırıldanan aşk şarkıları veya yılbaşı partisi, belki alt tarafı bi bira... Ne kadar uzak.
*
Dar çevrelerinin Çin Seddi gibi eşiklerine esir büyüdüler maalesef... Kanları kaynamıştır,istemişlerdir mutlaka. Aşamadılar. Aşanlara kızmaları ondan... Halbuki, hayatında bi kereolsun dağıtmadan, nasıl toparlanır insan? Hangi sınırdan bahsedebilirsin, özgürlüğütatmadan?
*
İnanmazsanız, açın özgeçmişlerini... Hayat baharının en güzel dört senesi “şuüniversiteyi bitirdi” diye geçiştirilen, kupkuru üç kelimeyle özetlenmiştir. Anaları babaları, ilkokul dönemi, sonra zart diye atlar, siyaset sahnesindeki binlerce fotoğraf... Arası boştur! Üniversite yıllarına dair hatıra fotoğrafı olabilmesi için, hatıra olması lazımöncelikle... Yoktur.
*
Sorsalar bana, king bilmeyeni milletvekili bile yapmamak lazım... Ki, briçi kumar zannedip, spor olduğunu kavrayamadan mezun oldular. Zaten, spor ayakkabı giymeden emekli oldu çoğu... Apo’nun bile Bekaa’da kız militanlarla voleybol oynarken fotoğrafı var, bunların var mı? Güya kültür dersi veriyorlar bize, hangisinin halkoyunu oynarken fotoğrafı var? Tiyatro?
*
Mayo giymeden büyüdüler, mayo... Bülent Arınç, Beşir Atalay... Aileleriyle şezlongdagüneşlenirken düşünebilir misiniz? Bırak düşünmeyi, Allah bilir, mahkemeye bileverebilirler beni... Bu kadar normal bir insan davranışı üzerinden kendilerini örnekverdiğim için.
*
(Bakın, peşin peşin söyleyeyim, mahkemeye verirseniz, Kürşad Tüzmen’i şahitgösteririm... Çünkü, mayo giymeyi anormallik kabul etmeyen Kürşad Tüzmen’e gidinsorun, yumurta fırlatan gençlerin heyecanını da anlıyordur, sahillerin AKP’ye neden oyvermediğini de.)
*
İyi yönetilen devlet, iyi yönetilen üniversite, iyi yönetilen gazete, iyi yönetilen banka,hepsini inceleyin... Hepsinin başında, gençliğinin hakkını vererek yaşamış yöneticilergörürsünüz.
*
En vahim gençlik hatası...
Gençliğini yaşamamaktır.
*
Türkiye’nin durumu vahimdir.

                                                   Yılmaz Özdil,Hürriyet,14.12.2010